Tribünler Ayar Tutmaz! Ayar Verir**

P_20150211_205414

Aslında bu yazımızın konusu sadece passolig olacaktı; ama, öyle enteresan gelişmeler yaşanıyor ki ülkemizde, değinmeden geçmek vicdan kurallarına aykırı olacak. 25 Ocak 2015 tarihinde Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu ‘ödenek yok’ dedi ve binlerce engelli sporcunun faaliyet gösterdiği 15 branştan çekilme kararı aldı.

Futbol, Atletizm, Badminton, Bilek Güreşi, Boccia, Halter, Kayak,Masa Tenisi, Okçuluk, Voleybol, Basketbol, Dans, Tenis, Yelken, Yüzme branşları olmak üzere toplam 15 branş kapatıldı. Bir tek 05 Şubat 2015′ te Mersin’ de yapılacak olan Türkiye Şampiyonası’na katılabilmek için Atıcılık branşı numunelik olarak açık bırakıldı.

Gençlik ve Spor Bakanlığı’ ndan (GSB) konuyla ilgili; mevcut yönetim, mali olarak ibra edilmediği için kaynak aktarımının durdurulduğu; buna ek olarak, ilgili federasyonun kendi ödeneğini yaratabilecek özerk bir oluşum olduğu minvalinde bir açıklama geldi.

Oysa ki bu olaydan yaklaşık 1 hafta önce Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Engelliler Spor Federasyonları ile koordineli olarak hayata geçirdikleri projelerin bir bir meyvelerini verdiğini, engelli sporcuların da 2014’e damga vurduğunu açıklamıştı.

Haksız da sayılmazdı hani: Halterde 1 altın, Dünya Golbol* Şampiyonası’ nda takım halinde bronz madalya,
Atletizmde 5’i altın olmak üzere 13 madalya, Basketbolda Erkek ve Kadınlarda takım halinde gümüş madalya ile kapatmıştı engelli sporcularımız 2014 yılını.

Mevcut yönetim kurulu hakkında, harcamalarda usulsüzlük yapıldığı gerekçesiyle varolan iddialar ve soruşturmalar olsa da; GSB kendisine bağlı bir federasyona dair ”kendileri özerktir” diyerek bir köşeye çekilse de, bu olay Türkiye Spor Tarihi’ ne binlerce engelli sporcusunun,kendilerini var etme haklarının elinden alındığı kara bir leke olarak geçti bir kere. Yunanistan’da Syriza’nın zaferi sonrası görme engelli Panagiotis Korumblis Sağlık Bakanı olmuşken; Bedensel Engelliler Spor Federasyonu’ nun Yönetim Kurulu’ nda bir tane bile engelli yöneticinin olmamasına mı yanarsınız, ilgili branşların ilgili spor dallarına bağlı federasyonların kapsamında neden faaliyet göstermediğine mi şaşarsınız yoksa burası Türkiye der, geçer misiniz yüreğiniz kan ağlayarak, tercih sizin!..

Bir diğer önemli gelişme ise Türkiye Futbol Federasyonu’ nunda (TFF) yaşandı. Yıldız Holding’in Başkanı, Ülker Grubu’nun sahibi Murat Ülker, Milli Takımlar da dahil olmak üzere, futbola verdikleri sponsorluk desteğinden çekilme kararı aldı.

Her yıl spora ortalama 60 milyon lira Futbola ise son 9 yılda 535 milyon lira kaynak aktaran Ülker Grubu; TFF’ ye yazdığı mektupta, ayrılma gerekçelerinin merkezine Passolig uygulamalarını koydu. İnsanları fişleyen, yandaşa rant kapısı açan, taraftarları stadlardan koparan passolig uygulamalarının ülke futbolunun marka değerine zarar verdiğini belirten satırlar şüphesiz bu mektubun en önemli satırlarıydı.

TFF Başkanı boş durur mu! hemen cevapladı mektubu: ”Sponsorlardan oluşan bir kurul oluşturalım ve Murat Ülker’ i bu kurulun başkanı yapalım dedim, kabul etmedi.Aramızda geçen bu mektuplaşmayı, kamuoyu ile paylaşmasını ise hiç etik bulmadım. Hal böyleyken bu ayrılık kendisine hiç yakışmamıştır, biz yolumuza gerçek dostlarımızla devam ediyoruz.” dedi. İlahi başkan, bu yaştan sonra mektup okumasını da biz mi öğreteceğiz sana! Ülker grubu sponsorluktan çekilen firmalardan sadece biri, belki kaçan en büyük balık ama çekilen diğer sponsorları alt alta yazsak sayfalar almaz.

Özetle diyorlar ki; bu oyunun en büyük sponsoru taraftarlardır. Taraftarların mutlu olmadığı, isteklerinin dikkate alınmadığı bir ortamda bizim de daha fazla olmamızın bir anlamı yok.

Bazen tekrar iyidir, yineleyelim. Taraftarlar Olmadan Futbol Endüstrisinin Bacaları Tütmez. Passolig Genel Müdürlüğü’ de kaçan büyük balıktan ve tütmeyen bacalardan endişelenmiş olsa gerek ki, onlar da bir mektup kaleme aldı hemen. Saygı duyuyoruz efendim, bu ayrılığınızın elbet geçerli bir gerekçesi vardır hazretleri, ama sistem daha oturmadı, oturunca siz de geri döneceksiniz!şeklinde özetlenebilir bu mektupta. Sadece sponsorların değil, sezon başında beri taraftarların da geri dönmesini bekliyor faşşo-lig genel müdürlüğü, ama ne gelen var ne giden. Geçen yılın ortalamalarına göre seyirci sayılarında %50 oranında düşüş var zira.

Baktılar olacak gibi değil, iyice gemi azıya aldılar son düzlükte.Belediyeler çalışanlarına, fabrikalar işçilerine, Milli Eğitim Bakanlığı kanalıyla okullarda öğrencilere, kulüpler üzerinden taraftarlara bedava
passolig kartı dağıttılar, bakkallarda passo yüklemesi yapıyorlardı da, bir tek gazete alanlara yanında passo vermedikleri kaldı. Gördüler ki yine tık! yok tribünlerde, bu seferde bedava dağıttıkları kartlara sezon sonuna kadar bedava maç bileti yükleme yoluna gittiler. Orhan Veli’ nin dizeleri geliyor insanın aklına… Kelle fiyatına hürriyet, esirlik bedava; bedava yaşıyoruz, bedava… Peki şimdi sormazlar mı adama, bedavacı taraftarların stadlara girmesini engelleyecek alamet-i farika bu kart değil miydi? Boşuna demedik başta: ”Tribünler Ayar Tutmaz! Ayar Verir!” diye ama anlamadınız.

Bir önceki yazımıza ”E-Bilet Buzdağının Sadece Görünen Yüzüdür” adını vermiştik. Titanik hızla buzdağına doğru ilerliyor kimsenin şüphesi olmasın. Taraftar Hakları Dayanışma Derneği’ nin passoligin iptali için açtığı dava
30 Haziran’ da Anayasa Mahkemesi’ nde görülecek. Emsal kararlara bakılırsa Passo’ nun iptali çok büyük bir olasılık olarak görülüyor. İçinde mektup geçen bir yazıya bir de pul gerekli elbette. O pulu da Anayasa Mahkemesi’ nin yapıştırıp 30 Haziran’ da mektubu sahibine iade edeceğini umut ediyoruz.

Bekleyip göreceğiz, Haziran umudun yeşerdiği aydır çünkü gönlümüzde…

* Golbol : Görme engelliler için geliştirilmiş özel bir spor dalıdır. 18 metre boyunda, 9 metre eninde bir sahada oynanır. Takımlar üçer kişiliktir. Taraflar içinde zil bulunan bir topu yerden yuvarlayarak
rakip kaleye sokmaya çalışır.

** Taraftar Hakları Derneği Başkanı Burkal Efe Sakızlıoğlu’ nun Red Dergisi Şubat Sayısı’ nda Yayımlanan Yazısı