Taraftarlar her şeyin farkında

25 Haziran 2014 | By | Add a Comment

sds

Taraftar Hakları Derneği’ nin Dünya Kupası ve Gündeme dair, PolitikArt dergisinde yayınlanan yazısı

2014 Brezilya Dünya Kupası’nın bambaşka bir hikâyesi olacak. Futbol Tanrıları’nın ana vatanı Brezilya’da halk kendi Tanrıları’nın kapitalizm tarafından ele geçirilmiş olmasına isyan ediyor sokaklarda. Futbolun sadece futbol olmadığını, hayatın ta kendisi olduğunu haykırıyor Brezilya halkı.

BURKAL EFE SAKIZLIOĞLU*

Muhtemelen tarih Brezilya’daki Dünya Kupası’nı bambaşka bir şekilde yazacak. Çünkü Futbol Tanrıları’nın ana vatanında halk, Tanrılarının kapitalizm tarafından ele geçirilmiş olmasına isyan ediyor sokaklarda. Amazonlardaki kelebeğin kanat çırpışı bizim memleketin, Gezi’den bu yana hararetlenen tribünlerinde kopmak üzere olan bir fırtınayı tetikleyebilir.

1995 yılında Avrupa, Afrika ve dünyada “Yılın Futbolcusu” seçilen Liberyalı George Weah, “Futbol ezilen halkların mutluluğudur” demişti. Olağanüstü parlak futbolculuk kariyerine ve farklı milli takımlardan gelen cazip tekliflere rağmen, doğduğu topraklara sadık kalmış ve yıllarca iç savaşlarda boğulan halkının yanında yer almıştı. Futbolu bıraktıktan sonra Liberya’da atıldığı siyasi mücadelesindeki iki seçimde de halkı O’nu iktidara taşımasa da, bu Weah’ın bir halk kahramanı olduğu gerçeğini değiştirmedi hiçbir zaman.

Taraftarlar her şeyin farkında

1990 yılında İtalya, Dünya Kupası’na ev sahipliği yapıyor ve yarı final mücadelesinde ev sahibi İtalya ile Arjantin karşı karşıya geliyordu. Maç, turnuva öncesi belirlenen program gereği Napoli’nin San Paolo Stadı’nda oynanacaktı. Bu maç öncesi Napoli formasıyla kariyerine iki lig, bir UEFA, bir İtalya Kupası şampiyonluğu sığdıran Arjantinli Diego Armando Maradona, İtalya’daki Napolililerden şu istekte bulunma hakkını kendisinde görüyordu: “Napoli Halkı! San Paolo Stadı’nı doldurun ve yılın 364 günü sizi unutup sadece bugün için hatırlayan İtalyanları değil (Milan merkezli İtalyan burjuvazisini kastederek), size büyük mutluluklar yaşatan, sizden biri olan Maradona’yı destekleyin!”

Maç günü tıklım tıklım dolu olan San Paolo’da Napoli halkı, kendi milli takımlarını değil, kendi kahramanlarının taşıdığı formayı destekliyor ve Arjantin penaltılarla da olsa İtalya’yı eleyip finale kalıyordu. Maç sonrası bir başka İtalyan efsanesi Paolo Maldini, “Yarı finalde Arjantin ile karşılaşmamız değil ama bu maçı Napoli’de oynamamız büyük bir talihsizlikti” diyordu. O maç ve bir İtalyan’ın ağzından dökülen bu sözler, taraftarların her şeyin farkında olduğuna dair enternasyonal bir mühür gibi işleniyordu, Dünya Futbol Tarihi’ne…

Maden işçileri ve yeşil saha

33 maden işçisi Şili’deki San Jose-Copiapo bakır madenindeki göçükte, yerin 700 metre altında mahsur kaldığında, tarih 5 Ağustos 2010′u gösteriyordu. Soma’da felaketin yaşandığı madende bulunmayan, içinde yer altında kalanlara 30 gün boyunca yetecek su, yiyecek, oksijen ve sağlık çantası barındıran yaşam odasına sığınmıştı, Şili’deki maden işçileri. Göçükten 17 gün boyunca haber alınamamıştı. 18. gün o hayat odasından yeryüzüne ulaşan bir not, tüm bedbinleri bile hayata sımsıkı bağlayacak nitelikteydi. Notta, “Otuz üçümüz de hayattayız, iyiyiz” yazıyordu. 69. günün sonunda Şili’deki maden işçileri, yerin 700 metre altından ailelerine kavuştuğunda, yeryüzündeki her insanın mucizelere inanmak için bir sebebi oluyordu.

Şimdi 4 yıl önce yerin altında ölüme meydan okuyan Şilili 33 maden işçisi, göçük altında kaldıkları madenin toprağını kapsüller içerisinde milli takımlarının 2014 Brezilya Dünya Kupası için antrenman yapacağı sahaya götürüyor. Otoritelerin İspanya, Hollanda, Avustralya ve Şili’nin olduğu gruba ‘Ölüm Grubu’ adını verdikleri bir ortamda, “Biz ölümü daha önce yendik, bir Şililinin başaramayacağı hiçbir şey yoktur” dercesine, halklarının umutlarını ve takımlarının inancını perçinliyorlar. Bizim milli takımımız 301 maden işçimizi kabirlerinde ziyaret ederken, onlar maden işçilerini ellerinde vatan toprağıyla umuda uğurluyorlar. ( http://www.youtube.com/watch?v=G5W0gTIdXcA )

Amazonlar’da Tanrılar savaşırken

Her Dünya Kupası, unutulmaz izler bırakır belleklerimizde. 2014 Brezilya Dünya Kupası’nın ise bambaşka bir hikâyesi olacak. Futbol Tanrıları’nın ana vatanı Brezilya’da halk, kendi Tanrılarının kapitalizm tarafından ele geçirilmiş olmasına isyan ediyor sokaklarda. Futbolun sadece futbol olmadığını, hayatın ta kendisi olduğunu haykırıyor, Brezilya halkı. Futbol Tanrıları’nın ana vatanından bir isyan yükseliyor: “Futbol değil; eşitlik, özgürlük, adalet istiyoruz” diyorlar. Halkın büyük bölümü ‘favela’ adı verilen gecekondu mahallelerinde açlık sınırında ve suçla iç içe yaşarken; eğitim, barınma, ulaşım gibi birçok sorun çözüm beklerken, stadyumlara ve organizasyona harcanan milyonlarca dolara, güvenlik kisvesi altında halka uygulanan, katliam sınırlarında dolaşan polis şiddetine başkaldırıyorlar. Kupayı kimin kazandığından, hangi futbolcunun kaç gol attığından daha çok kendi topraklarında can bulan Futbol Tanrısı’nın kapitalizme teslim olmasına isyan eden, eğer futbol bir din ise kendi yarattıkları bu dini tanımayan Brezilyalılar ile anılacak, 2014 Dünya Kupası.

Anadolu tribünlerinde fırtına kopabilir

Gelelim bu anlattıklarımızın bizim topraklara nasıl yansıyacağına. Gezi Direnişi sürecinde ve sonrasında yaşananların en önemli dinamiklerinden biri oldu taraftarlar. Ve bedel ödediler. Bu bedeli rakamlara vurmak gerekirse, geçtiğimiz sezon spor kulüplerimize taraftarları gerekçe gösterilerek 400′e yakın sayıda ceza kesildi. Bu cezaların maddi karşılığı 15 milyon liraya yakındı ve 50′nin üzerinde maç seyircisiz oynandı. Binlerce taraftarın 6222 sayılı kanun gerekçe gösterilerek stadyumlara girmesi yasaklandı. Bu bedellere son bir nokta, taraftarları tamamen müşteriye indirgeyen e-bilet uygulamasıyla konulmak isteniyor. Yani taraftarlar tamamen müşteriye indirgenip futbol endüstrisinin bir piyonu, kölesi haline getirilmek isteniyor. 6222 sayılı kanun, bir giyotin gibi tepemizde sallanıyor; stadyumlarda tezahürat yapmak, pankart asmak, deplasmana gitmek yasaklanıyor; tamamen kapitalist bir mantıkla taraftarlar zapturapt altına alınmak isteniyor.
İçinde yaşadığımız coğrafyaya çok uzak gelebilir kimine göre, Brezilya topraklarındaki bu ortak haklar mücadelesi. Ancak görmesini bilen gözler için birçok ortak resim sunduğu aşikâr. Kaos teorisine göre Amazonlar’da bir kelebek kanat çırpsa, dünya üzerindeki herhangi bir noktada fırtına kopabilir. Sezonun bitmesiyle sessizliğe bürünen taraftarların bu tavrını fırtına öncesine yormakta fayda olduğu kanaatindeyiz.

Zincirlerimiz ve faydasız afyon

Futbolun ezilen halkların mutluluğu olduğu günlerin çok uzağındayız; acılarımızı dindirmeye futbol afyonunu basmak yetmiyor artık. Hiçbir futbol efsanesi, hiçbir maç sonucu, hiçbir gol kesmiyor taraftarları, tribünleri, halkları… İl il, ilçe ilçe, ülke ülke, topyekûn bir dünya, beynelmilel bir üslup arayışında. Ve artan baskı ve yasaklar taraftarların diğer bir ifadeyle halkların bu üslubu bulduklarının bir göstergesi.
İşte bu yüzden, sırf bu yüzden dünyanın tüm işçileri, tüm taraftarları, tüm halkları birleşiyor. Çünkü zincir diye varsaydıklarımızdan başka kaybedeceğimiz bir şey yok artık…

*Taraftar Hakları Derneği Başkanı

Kaynak : http://politikart1.blogspot.de/2014/06/amazonlardan-bir-kelebek-orta-acsa.html

 

Paylaş

Category: Genel

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.