Blackpool FC – Futbolun Beşiğinden Bir Taraftar Hikayesi

9 Mart 2019 | By

received_353369345270012

Şu anda okuduğunuz hikaye bir üçüncü dünya ülkesi liginden değil; futbolun beşiği ve en güçlü ekonomilerinden birine sahip İngiltere’den.

BLACKPOOL FC – OYSTON AİLESİ

Blackpool FC 1987 yılında içine düştüğü kriz sonucunda Owen Oyston tarafından satın alındı. Aile şirketi olan kulübün başkanlığına, baba Owen Oyston’un 1996’da 16 yaşında bir kız çocuğuna tecavüz suçundan hüküm giyip 6 yıl cezaevinde yatması sonucunda, Owen’ın eşi Viki Oyston atandı. 1999 yılında aile içi başkanlık değişikliğinde sıra oğul Karl Oyston’a gelmişti. Karl başkanlık görevini 1999-2018 arasında yaptı. 2018’de bu göreve Owen’ın kızı Natalie Christopher getirildi. Böylelikle aile üyelerinden her biri başkanlık mertebesini yaşamış oldu.

VALERI BELOKON VS OWEN OYSTEN

Kulüp her ne kadar 1990 yılında İngiltere 2. Ligi’ne düşmüş olsa da 1992 yılında tekrar 1. Lig’e geri dönmüş ve bu statüsünü uzun yıllar korumuştu. Owen Oyston 2006 yılında, kulüp hisselerinin %20’sini Letonyalı iş adamı Valeri Belokon’un şirketi VB Football Assets’e satar. Belokon’un arka plandaki transfer fonlarına yaptığı yüklü yatırımlar sayesinde kulüp inanılmaz bir hızla, 2010 yılında herkesin hayranlık duyduğu bir takım olarak Premier Lig’e çıkar.

2010-2011 Premier Lig serüveni Oyston ailesi için büyük bir gelir kapısından başka bir anlam taşımıyordu. Hatta bütçeyi kısıp küme düşmeyi önemsemedikleri bile söylenebilir. 2011 yılında Owen Oyston, takım Championship’e düşerken, kendisine 11 milyon poundluk prim ödemesi yapıyordu. Oyston ailesinin bu prim ödemesi benzeri birçok anlamsız ticari işlemlere karşı Belokon Eylül 2015’te ticari mahkemelere usulsüzlük davası açtı. Oyston ailesine karşı ağır suçlamalarda bulunan Belokon 2017 yılında Blackpool FC Yönetim Kurulu’ndan istifa etti. Kasım 2017’de mahkeme Owen Oyston ve oğlu hakkında ‘çoğunluklu hisse senedi pozisyonunu’ kötüye kullandıklarına hükmederek, Belokon’un hisselerine karşılık Oystonların 31 milyon pound ödemesine karar verdi. Hakim Marcus Smith -kendisi de bir futbol taraftarı ve koyu Arsenalli- Blackpool Kulübü’nün içerisinde Oyston ailesinin karanlık işler çevirdiğini ve bu işlerin futbola ve taraftara zarar verdiğini görmüştü. Oyston ailesi ilk 10 milyon poundluk ödemeyi Belokon’a Aralık 2017’de bir banka borcuyla yapmayı başardı. Ocak ayında yapılması gereken diğer 10 milyon poundluk ödemeyi yapmayan Oystonlara karşı hakim Smith hızlıca tavır aldı. Hakim Smith ödeme sözleşmesini feshederek kulübü Belokon’un devralmasını ve içindeki mal varlığını açık artırmayla satıp alacağını tahsil etmesini uygun gördü. Açık artırma ve mahkeme işlemleri Temmuz 2017’yi bulmuştu. Oyston ailesi bir şekilde hukuki boşlukları kullanıp mahkeme kararlarını yok sayarken, diğer yandan da kulüp başkanı olan kızı Natalie ile Letonya’ya Belokon’u ziyarete gidip anlaşma yollarını arıyordu. İlk etapta anlaşma sağlanmış gibi haberler yayılsa da Oystonlar hiçbir sözlerini yerine getirmediler. İşler git gide karmaşıklaşıyor, İngiltere Futbol Ligi (EFL) taraftarlar tarafından gerekli adımları atmamakla suçlanıyordu. Öyle ki, Owen Oyston’un 1996 yılında aldığı tecavüz cezası aslında İngiltere’de uygulanan (fit and proper person test) ‘göreve uygun kişilik testi’ böyle bir kişinin kulüp yöneticiliği görevinde bulunmasına engel teşkil ediyordu. Ancak EFL, kanun 2004’ten önceki cezaları kapsamadığından bu konuda hareket edemediğini ifade ediyordu. Bütün bunların sonunda hakim 12 Şubat 2019’da kulübe kayyım atadı ve kulübün satılıp Valeri Belokon’un yasal alacağı olan 25 milyon poundluk ödemenin yapılması kararını aldı. 32 yıllık Oyston ailesi yönetimi son buldu. Bu arada Belokon’un da çok temiz olmadığını, Kırgızistan’da satın aldığı bir bankada para aklama davasında suçlu bulunduğunu da belirtmeliyiz. Ayrıca Belokon’un bu süreçte Oyston’a karşı yapılan tüm mücadeleyi finanse ettiği de biliniyor.

BLACKPOOL TARAFTAR

Süreci yakından takip eden taraftar vakfı çeşitli protestolar düzenleyip bir nevi canavar olarak gördükleri Oyston ailesini görevden uzaklaştırmak için birçok yöntemi denedi. Bir keresinde düzenledikleri protestoda tabut taşıyarak kulübün sonu olduğunu iddia etmişlerdi. Charlton Kulübü sahipleri de kendi taraftarı tarafından sevilmeyen kişiler olduğu için Blackpool-Charlton maçı öncesinde bir yatak taşıyıp iki kulübün sahiplerini bu yatağa koymuş ve protesto sonunda yatağı ateşe vermişlerdi. 2015’te Huddersfield maçı öncesi sahayı işgal ederek maçın iptal olmasına sebep olmuşlardı. Bu tarihten sonra maça gitmeme kararı alan taraftarlar artık kulübün gerçek sahibinin kimler olduğunu Oyston ailesine göstermek istiyorlardı. Maçlara gitmeme, ürün satın almama gibi tüm eylemlerle de kulübün taraftarsız bir hiç olduğunu göstermek istiyorlardı. Son olarak Ocak 2019’da Arsenal ile kendi sahalarındaki maç öncesinde Arsenal takım otobüsünün maça gitmesini engellemeye çalışan taraftarlar gözaltına alınmışlardı. Bu kadar önemli bir maçta Blackpool evsahibi takım olarak Arsenal’den daha az seyirciye sahipti. Taraftarlar maçlara gitmeyerek aslında kendilerini de cezalandırıyorlardı. Maçların sonucu önemsiz hale gelmişti ve son dakikada kazanılan veya kaybedilen maçlar bile artık bir duygu yoğunluğu sağlamıyordu. Taraftar toplantılarında bir keresinde toplantı yaptıkları salonun ortasına protez ayaklar fırlatarak ‘maçlara gitmeyerek ayaklarının kesildiğini’ ifade etmeye çalışıyorlardı.

TARAFTAR GERİ DÖNÜYOR

2015’ten beri sürdürülen protestolar, gözaltılar maçlara gidememenin verdiği sıkıntı ve tüm çileler 9 Mart 2019’da Blackpool’un Bloomfield Road Stadı’nda oynanacak Southend maçı ile sona eriyor. Hakim Marcus Smith’in Oyston ailesini kulüpten uzaklaştırıp kayyım atamasından sonra oynanacak ilk iç saha maçı taraftarlar arasında karmaşık duygularla karşılanıyor. Mesela hangi besteyi söyleyecekler? “Hadi 7 numara saldır, 10 numaraya nasıl beste yapacağız” diyorlardı son yayınlanan taraftar Podcast programında (bu yayın da protestolardan dolayı 3 yıl aradan sonra ilk defa bu hafta yayınlandı- Seasiders Podcast, 28 şubat 2019). Futbolcuların isimlerini bile doğru düzgün bilmiyorlar. En önemli sorun ise kendileri protesto ederken kendini maça gitmekten alıkoyamayan arkadaşları ile statta tekrar buluşma anları olacak. Acaba maçlara gitmeye devam edenler utanacak mı? Geçtiğimiz hafta maça gitmeyenler bir açıklama yaparak gidenleri affettiklerini açıkladılar. Bizler de bir gün Passolig kalkarsa aynı sahneleri yaşayabiliriz Türkiye’de. Hafta içi yapılan çağrıda taraftarlar stadın kuş dışkısıyla pislenmiş oturaklarını temizlemeye davet edildi. Stadın büyük bir bölümü uzun zamandır kullanılmadığı için harabe durumda. Ve Blackpool taraftarları kayyım atanan kulüplerine çağrı yaparak yardım etmek için gönüllü olduklarını bildirdiler.

KAYYIM VE YENİ YÖNETİM KURULU

Taraftar için bu karmaşıklık yönetim açısından da benzer özellikler taşıyor. Kayyımın atadığı yeni yönetim cumartesi günü 4 yıldan sonra ilk defa dolacak stadın kapalı bölümlerini açacak, yemek içecek alanları elden geçirilecek, bilet sistemi 14 bin kişi için tekrar organize edilecek. Bütün bunlar yeni yönetim için alışılagelmiş kriz süreçleri değil. Zira yeni yönetime gelen kişiler kayyım tarafından özenle seçilmiş planlı programlı insanlar. Tim Fielding Taraftar Vakfı Başkanı. Tim’in yönetimde olması yeni kulüp anlayışının nasıl şekilleneceğinin müjdecisi de aynı zamanda. Diğer taraftan Ben Hatton Manchester United Kulübü’nde 10 yıl Ticari Girişimler Yöneticisi olarak çalışmış. Yine Ian Currie’nin 6 yıllık Bolton tecrübesi ve Michael Bolingbroke’un Inter Milan ve Man United CEO’luğu deneyimleri kayyımın yeni yönetim modelini belirlemedeki hassasiyetini ispatlıyor. Son olarak da yönetimi şu sorunun beklediğini söyleyebiliriz: EFL kurallarına göre, kayyım atanan takımın 12 puanı siliniyor. Blackpool yönetimi şimdiden, kayyım atanmasının sebebinin gereksiz ticari harcamalar değil, Oyston ailesinin Belokon’a olan bireysel borçlarının ödenmesinden kaynaklandığını ileri sürerek 12 puan silinmesini engellemek için mücadele ediyor. 12 puanı silinirse Blackpool, playofflar yerine ligin geri kalan 12 haftasında küme düşmeme mücadelesi verecek. EFL mevcut lig takımlarının temsilcilerinin oyları ile kararı verecek. Kararı merakla bekliyoruz.

Blackpool taraftarlarının mücadelesi bize kulüplerin normal ticari işletmeler olmadıklarını bir kez daha gösterdi. Her ne kadar kulüpler belli ticari kuralları takip etmek zorunda olsalar da taraftarları müşteri yerine koymanın uzun vadede kimseye faydası yok. 9 Mart 2019 günü 14 bin kişinin takımlarını izlemek için Bloomfield Road’a geri dönüşü bir zaferdir. Ve umarız ki her dakikasını büyük bir zevkle yaşarlar. Geçici zaferler ve kupalar için kulüplerin yönetimlerinin koşulsuz ticari yatırımcılara devredilmesinin zararlarına bu örnekte de yakından şahit olan bizler, ülkemizde passoligden dolayı takımlarından uzak kalan taraftarların da bir an evvel statlara geri dönmesinin özleminde olduğumuzu bildirmek isteriz.

FUTBOL TARAFTARSIZ KOCA BİR HİÇTİR!

 

Metin DOĞRUCAN

Paylaş

Category: Genel

Comments are closed.